Anasayfa » İdrar Kaçırma » İdrar Kaçırma Sorunu İçin Ne Zaman Tıbbi Yardıma Başvurulmalıdır?

İdrar Kaçırma Sorunu İçin Ne Zaman Tıbbi Yardıma Başvurulmalıdır?

idrar kaçırma

İdrar kaçırma, günlük yaşamın fonksiyonelliğini yitirmeye, onları engellemeye sebep olabilen ciddi rahatsızlık boyutuna ulaşabilen bir rahatsızlıktır. Bazı durumlarda çok ciddi problem yaratmayacağı gibi, daha çok ileri boyutlardaki idrarı tutamama durumlarında hem yaşamsal hem de psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. İdrar kaçırmanın bazı aşamaları vardır. Bunlar birkaç tip olarak ayrılmakta ve ilk tipte, yani strese bağlı olan ve damla damla şeklinde görülen idrar kaçırma, sürerliliğe dönüşmediği sürece doktora başvurmayı gerektirmeyebilir. Stres tipi idrar kaçırma, bir ağırlığı aniden kaldırmaya bağlı oluşan karın bölgesindeki baskı, bir öksürük ya da bir hapşırık sonucunda karın bölgesindeki oluşan baskının sonucunda “istemsiz” idrar kaçırma ile sonlanabilen idrar kaçırma tipidir. Bu durumlar her öksürükte ya da her hapşırıkta meydana gelmediği sürece ve sıklık arz etmediği sürece ciddi bir sorun teşkil etmemekte ve doğal olarak görülmektedir. Ancak diğer tiplere bağlı bir idrar kaçırma sorunu sürekli olarak kendini gösterdiğinde bu durum ciddi bir rahatsızlık göstergesidir ve en kısa sürede uzman bir hekimden yardım almayı gerektirir.

İdrar kaçırma sorunu için ne zaman tıbbi yardıma başvurulmalıdır sorusuna verilecek iki tür yanıt mevcuttur. Beslenme şeklinden kaynaklı olduğuna (aşırı sıvı ya da gazlı, kafeinli içecekler tüketimi gibi) emin olduğunuz durumlarda, bu alışkanlığı değiştirdikten sonra hala devam eden idrar kaçırma durumunda ve herhangi bir ilaç, kullanımı ve rahatsızlığa bağlı idrar kaçırma yaşandığında, geciktirmeden bir uzman hekime danışmak önemlidir. Bu tür problemlerin ilerleyen safhalarında özellikle idrarın geldiğini hissedememeye bağlı olarak oluşan taşma tipi idrar kaçırma ya da idrar yaparken karın bölgesinde yanma, idrarda kan görülmesi gibi durumlar da söz konusu olabilmektedir. Bu tarz belirtiler, sadece idrar kaçırma ile sonlanmamakta, beraberinde ciddi rahatsızlıkların olduğunun da göstergesi olmaktadır ve bu sebeple hem erken teşhis edilmesi, teşhis üzerinden önlem alınması ve tedaviye başlanması son derece önemlidir.

İdrar Kaçırmada Uygulanabilecek Tedavi Yöntemleri

İdrar kaçırma, hem fizyolojik olarak hem de psikolojik olarak son derece büyük sorunlara yol açabilecek düzeyde bir boşaltım problemi olmakla birlikte, bu konudaki oluşan herhangi bir sorunun da en kısa sürede çözüme kavuşturulması, gerekli müdahalenin de yapılarak tedavi edilmesi gerekmektedir. İdrar kaçırma şekilleri hafif, orta ve ileri seviye şeklinde gruplandırılarak, tedavi yöntemleri de bu boyutlara göre şekillendirilebilmektedir. En hafif seviyedeki idrar kaçırma sorunu, stres tipi olan öksürük ve hapşırık ya da ağır kaldırma gibi karın bölgesinde oluşan baskıyla mesanenin sıkıştırılması, böylece kontrol altında tutulamayan kaslardan idrarın sızmasıyla oluşan idrar kaçırma olarak ortaya çıkmaktadır. Genelde damla damla olarak görülen bu idrar kaçırma sorunu, bazı vajinal kas egzersizleri ile kontrol altına alınabilmekte, ancak nadir durumlara bağlı olarak ortaya çıktığı için tam olarak belirli bir tedavi uygulanamamaktadır. Orta seviyeli idrar kaçırmalarda ise yine idrar miktarı fazla olmamakla birlikte kasları kontrol etme konusunda sıkıntı yaşanmakta ve mesane kapakçıklarının kapalı olması gereken durumunda açılması sonucu idrar kaçırma olarak sınıflandırılabilir. Bu durumlarda bazı medikal ilaç tedavileri uygulamak uygun görüldüğü gibi, aynı zamanda fizik tedavi de alternatif tedavi olarak kasların güçlendirilmesi amacı ile uygulanabilmektedir.

İleri seviyelerdeki hiç idrar tutamama ya da idrarın geldiğini hissedememe, buna bağlı olarak da “farkında olmadan” idrar kaçırma gibi durumlar, hayati fonksiyonları da son derece etkileyecek düzeyde bir ciddiyet arz etmektedir. Bu nedenle bu durumlarda rahatsızlığın seviyesine göre ilaç tedavisi uygulanabilmekte ancak sonuç vermeyen ya da çok ileri düzeydeki idrar problemlerinde cerrahi müdahaleler dahi uygulanabilmektedir.

Tüm bu tedavi yöntemlerine bağlı olarak, hem önleyici hem de tedavilere alternatif bir tedavi olabilecek Kegel egzersizleri de, her yaştaki bireyin zorlanmadan ve herhangi bir olumsuz etki görmeden yapabileceği kas egzersizleri de uygulanabilmektedir. Özellikle genç yaşlarda alışkanlık haline getirilebilinirse, ilerleyen zamanlarda yaşa bağlı olarak ortaya çıkabilecek olan kas zayıflamasından kaynaklı idrar kaçırma durumlarında da ciddi derece düzelme görülmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki; alternatif olarak uygulanabilecek Kegel egzersizleri, tamamen başlı başına bir tedavi yöntemi oluşturmamakta, mutlaka asıl ihtiyaç duyulan tedavi yöntemine öncelik verilmesi gerekmektedir.

İdrar Kaçırmada Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar

İdrar kaçırma, hastaların vajinal bir problem olmasından kaynaklı, doktora danışmaya çekindikleri bir konudur ancak bu durum tıp açısından diğer hastalıkların hiçbirinden farklı olarak görülmediği gibi, boşaltım sistemi gibi son derece önemli olan bir sistemdeki aksaklık sebebi ile ortaya çıkan, ilerleyen safhalarda daha büyük problemler yaratabilecek olan ve günlük yaşantıyı aksatacak düzeye, hatta ve hatta cerrahi operasyona mecbur bırakacak boyutlara taşınabilmektedir. İdrar kaçırmanın azlığına ya da nadirliğine bağlı olarak veya herhangi bir sebepten dolayı bir uzmana görünmek istemeyen hastalar, kendi aralarında yaptıkları fikir alışverişleri ile ve genelde görülen durumları “normal bir durummuş gibi” algılamalarından dolayı, bazı konuların ciddiyetini göz ardı etmektedirler. Bunların en başında ise normal doğum yapan kadınlarda idrar kaçırmanın normal olduğu görüşüdür. Evet, normal doğum yapan bayanların idrar kaçırması oldukça yaygın olarak görülmektedir ancak; bu normal bir şey değil, aksine; vajinada yırtılmalar olduğunun, bunun sonucunda da idrar tutamama gibi bir durumun ortaya çıkması durumudur. Bu durum, genel görülmekte ancak normal değil ve önlem alınması gereken bir durumdur. Bu konudaki diğer bir görüş ise idrar kaçırmaların kaslarla alakalı olduğu ve bazı fiziksel hareketlerle bu durumun giderilebildiği anlayışıdır. Aksine; fiziksel tedavilerle herhangi bir idrar kaçırma durumu tedavi edilemediği gibi, bu yöntemler ancak ve ancak alternatif olarak temel tedavilere “ek olarak” uygulanmakta ve tek başına tamamen zaman kaybına sebep olmaktadır. Önlem alınmadığı takdirde de normal olarak karşılanan ve zaman kaybedilmiş olan idrar kaçırma sorunu, rahat hareket edememe ve giderek artan idrar kaçırma problemlerine, ağrılara ve idrar yollarında yanmalara sebep olabilmektedir.

İdrar Kaçırma Durumunun Görülme Olasılığının Daha Sık Yaşandığı Koşullar

İdrar kaçırma, kaslar, sinir sistemi, psikolojik durum, idrar yolları rahatsızlıkları, hamilelik, beslenme alışkanlığı ve daha birçok konuya bağlı olarak görülebilmekte, bu sebeple doğru tedavi için doğru sebebin teşhis edilmesi son derece önem taşımaktadır. Sürekli diüretik maddeler içeren besinleri tüketenler sık idrara çıktığı gibi, hamile bayanların da sık idrara çıktığı ve kaçırdığına rastlanmaktadır. Bu sebepler ise, daha çok fazla çocuk doğurmak ve buna bağlı olarak vajinanın genişlemesi, cinsiyetin kadın olmasına bağlı olan vajina kaslarına bağlı idrar kaçırma, otuz yaş üzerindeki bayanların kas yapılarında zayıflıklar görülmesi sebebi ile yaşanan idrar kaçırma, genlerden gelen bağ dokusunun yapısı ve ne kadar elastik olduğuna bağlı idrar kaçırma, obezite boyutundaki şişmanlık, bazı hastalıklar, alkol ve sigara gibi alışkanlıkların olması ve bazı ameliyatlar ve ilaçların sonrasında görülen reaksiyonlarla menopoz olarak sınıflandırılabilmektedir. Bu sebepler gibi daha birçok etkenin yer aldığı idrar kaçırma durumlarının bir ya da birkaçına bağlı olarak ortaya çıkan idrar kaçırma rahatsızlığının en kısa sürede bir uzman hekim tarafından teşhis edilmesi ve buna bağlı olarak da en uygun tedavi yönteminin uygulanarak rahatsızlığın ortadan kaldırılması gerekmektedir.

İdrar Kaçırma Konusunda Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemleri

Cerrahi müdahale gerektirmeyen idrar kaçırma problemine karşı uygulanan tedavi yöntemlerinin en çok kullanılanı pelvik taban eğitimidir. Pelvik taban eğitimi, Pelvik kaslarını ayırt ederek, hangi durumda hangi kası kasıp gevşeteceğine ilişkin bir eğitimdir ve uygun durumdaki hastaya uygulandığında büyük oranda iyileşme kat edildiğini ispatlamış bir yöntemdir. Biofeedback yöntemi ise, idrar kaçırma durumunda uygulanabilecek bir diğer cerrahi olmayan yöntemdir. Bu yöntemde amaç, pelvik taban kaslarında gerginliği ya da gerekli sıkılığı sağlayarak hastaya kas kontrolünde yardımcı olmaktır. Bir diğer yöntem ise, fonksiyonel elektriksel sitümülasyon yöntemidir. Bu uygulama, az miktardaki elektrik akımı ile pelvik kaslarındaki sinirleri uyararak kasların ani kasılmaları yoluyla pelvikte daralma ve genişleme sağlamak, böylelikle işlevselliğini artırmak amacıyla uygulanır. Genelde menopozlu hastalara uygulanan östrojen uygulaması tedavisi de, yine kasların fonksiyonlarını artırmaya yardımcı bir tedavi yöntemidir ve fitil olarak da uygulanabildiği gibi, jel ya da krem gibi uygulamaları da mevcuttur. Son olarak uygulanan ve cerrahi olmayan yöntem ise medikal ilaçlardır. Ağız yoluyla alınan bu ilaçlar da sinir sistemlerine mesanedeki bazı sorunları tedavi edebilecek boyutlarda kullanılabilmektedir. Tüm bu yöntemlere ek olarak da yine fizik tedavi uygulanabilmekte ancak fizik tedavi daha çok ek tedavi olarak kullanılmaktadır.




Dilerseniz Hemen 0216 368 2448 nolu Telefonumuzu Arayarak Bilgi ve Randevu Alabilirsiniz.

Dilerseniz Buraya Tıklayarak İletişim Sayfamızdan Bizlere Mesajlarınızı İletebilirsiniz.

Site içeriği bilgilendirme amaçlıdır, Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza başvurunuz.

Hakkında Prof. Dr. Ateş Karateke

Görevi: İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakultesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı. Doğum yeri,Tarihi: Kayseri / Develi – 22 Agustos 1959 Medeni durumu: Evli, 2 çocukluYabancı dil: İngilizce Askerlik durumu: 1990-91 Gümüşsuyu Askeri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı -- Devamını Oku

Cevapla